Genç Kızlar - Montherlant

2008-02-27 10:20:00

** Sevmediklerimin, kendilerine karşı aşksızlığıma bakarak hakkımda karar verenlerin sandığının tersine, sadık bir insanım ben, budalacasına sadığım; sevmediklerime değil, yalnız sevdiklerime budalacasına sadığım. ** Ah! İnsan bir kez sevdi mi bağlılık çok güç bir şey değildir öyle. ** Yanıt vermeyince zorlanmayınca rahat ederim ben..Benim istediğim, içimdekileri söylemeden anlaşılmaktadır.. ** Benim acım hiçbir zaman, ölgün, cansız değildir, hemen saldırıya geçer. Acımasız davranışlarımın çoğu, acımın karşı vuruşundan başka bir şey değildir. ** Biraz sevmek için çok yürek ister! ** Mutluluğumu almak için başkalarına yapışmak, direnmek neyse ne, ama ben onları mutlu etmeye çalışırken geri itilmek, ah! Böylesi fazla koyardı insana. ** İnsan, bir şeyler eklemek yada bir şeyler çıkarmak için bir varlık yüzünden yaşamını değiştirmezse, sevemez o varlığı. ** Yaşamda en büyük acılardan biri de, sevdiğinden fazla sevilmektir. Ya hiç duyulmayan bir sevgiyi var göstermek yada bir takım soğukluklarla, geri çevirmelerle karşısındakini kırmak, üzmek zorunda kalır insan. ** “Bir kimseyi gereğinden fazla sevmek, o kimseye düzeltilmez bir kötülük etmektir.” Bossuet ** “Biz insanlar, bizi istediğimizden çok sevenleri sevmeyiz pek, bizden nefret edenleri sevmek eğilimindeyiz.” La Rochefoucauld ** Sevdiğinden fazla sevilmenin acı olduğunu öyle iyi bilirim ki, sevildiğimden çok sevdiğimi anlar anlamaz hemen kendime dikkat etmeye başlamışımdır. Benim de başıma geldi bu bazen, arzumu kibarlık gereği kabul ettiklerini sezinlediğim de oldu, çok vesveseli görünür, yada soğuk davranırlardı. Böyle zamanlarda çekilir bir insan olabilmek için ne büyük bir çaba harcardım! Yavaş yavaş kedi adımlarıyla ilerlerdim. Gerilemek için, buluşmaların arasını uzatmak için ilk yorgunluk belirtilerini ne büyük bir dikkatle gözlerdim. Söylemek bile fazla, üzülürdüm elbette. Ama bunun zorunlu olduğunu da bilirdim, kendimi kabul ettirmeye çalıştım mı kaybedeceğimi, ... Devamı

Yaptığım bir yorumdu, bloguma eklemek istedim

2008-02-23 13:03:00

  SAHNE 1 Oldukça büyük, eşyasız ve soğuk bir oda. Kadın, büyük kadife koltuğun içine sığınır gibi, bedenini küçülterek oturuyor üzerinde. Kapı sonuna kadar açık, pencerelerden sert rüzgar içeriye doluyor. Bekliyor…Özlüyor.   SAHNE 2 Bir yaz akşamı… Deniz mavi, gök mavi. Kadın renkler içinde, gözleri parıldıyor. Bir tek erkek siyah-beyaz. Çünkü, o anılar arasında silikleşiyor. Yüzü, gülüşü..   SAHNE 3 Kadın gözlerini açıyor, oda da. Kalkıp kuş tüyünden hafif hareketlerle kapıyı kapatıyor. Pencereler ve perdeler kapanıyor. Issızlık. Beklemiyor... Beklemek umut etmekti, Umut etmek beklemek. Gülümsüyor. ( belki ...yine de gülümsüyor demeli...)   vv. 22/2/2008  ... Devamı

İyi ki doğdun İREM

2008-02-22 11:13:00

  23/02/2007 günü hastanedeki telaşlar geldi aklıma.... Ameliyathaneden ilk çıkışını görme çabamız, sonrasında anneni beklememiz. Hem güzel, hem hüzünlüydü.   Allah sağlık, sıhhat, ağız tadı, keyif, güzel bir gelecek versin... Kötülükte olmayacak değil elbet ama içini karartmayacağı şekliyle karınca kararı ile.. Ne seni, ne ruhunu yaralamıyacak şekilde olsun. Bir de hep yanında seveceğin bir teyzen olsun :)   Not : İrem'e ait blog http://benimkuzum.blogcu.com/   Devamı

Kelimeler / im

2008-06-02 09:00:00

  KELİMELER / İM   Ansızın, Ortalara dökülen / dağılan.. Yuvarlanıp ahenkle ama telaşla kaçan, Uzaklara.. Boncuklar değil, Kelimeler / im.. Ki peşisıra benden kaçışlarına bakıp,   yakalamak değil amacım…   Yine de, Avucuna aldıkların benim, Yüreğinde tuttukların senin olsun..   Bir anlamı varsa…   vv. 19/02/2008... Devamı

Gölgede Kalan Yıllar / ORHAN URAL

2008-02-19 09:39:00

** Bir bakış, sevgi dolu yaklaşım, beklentilerin gergin tıkanıklığını bir anda çözebilirdi. ** Bakışları düşler ülkesinde gibiydi. Gözlerinde değişik pırıltılarla, kendinden kaçmaya çabalayan bir görüntüdeydi. Açmazların karmaşasını yaşıyordu. ** Seni aylar sonra yine yüreğimin içine oturttu…   ** Bir an, küçük bir an, beklentilerin tersliği, her şeyi alabora edebilir. ** Dostlukla evliliği ayıran büyük bir çizgi var. Dostluktaki esirgeyici, koruyucu duygunun içeriğinde belirlenmeyen bir özveri yaşıyor. Hoşgörü, dostluğun yapısına sinmiştir. Çatallı bir yol ayrımına varılınca, direnç gösterilmeden dönemeçler aşılmaya çalışılıyor. Evlilikte çoğu kez, yarayı kaşırcasına üstüne üstüne gidiliyor. ** Evliliğin iki yan içinde bir sığınak olması isteniyorsa, aşk yerini yavaş yavaş dostluğa bırakmalıdır. ** Herkes kendi doğrusunu, gel geç duyguların ötesinde kesin bir biçimde tanımalı ve ondan sonra vardığı yargıdaki katıkların değişmezliğini içine sindirmeliydi. Kafayı kalın duvarlara vurmanın savruk özgürlüğünü, yada bağımlı tutsaklığını yaşamalıydı. ** Yumuşak yaklaşımla davransa bile, verdiğini sezdiren bir havadaydı. Kadınsı dostluğun içe sinmeyen, iğreti, batıcı bir yanı vardı. Karşılığı düşünülmeyen yürekten özveriler, katlanmalar söz konusu değildi. ** Aynı evde iki yabancı bile değillerdi. Öyle olsa birbirini tanıma ve anlama çabaları görülürdü. Artık varlıkları karşılıklı tedirginlik ve gerginlik nedeniydi. ** Böylesine vurdum duymaz, ilgisiz ve aldırma oluşu, bir bitim noktasına geldiklerinin kanıtı değil miydi? ** Şiddetli soğuk algınlığına yakalanan biri gibi kırıklık içindeyim. Ayrılış öncesinin ezici ağırlığı şu anda yüreğime çömeldi. ** Gözlerindeki ağlama tıkanıklığını sezinler gibiydi. ** Bir sevgi de bütünleşmek, birlikte erimek ve yaşamak güzel şeydi. ** Suskunlukta doygunluğu yaşamak, güzel ve anlamlıydı. ** Evet sevgi ülkesine geldiniz. Ne olur gölge de kalan yılları anımsamayın… ... Devamı

120 FİLMİ..Seyrettiniz mi ?

2008-02-18 12:17:00

. .Benim henüz izleme fırsatım olmadı. Evde değilde, çıtır çerezimi bir şekilde anneanne yada baba ile bırakıp sinema ortamında izlemeyi istiyorum. Çekiliyor, çekildi derken..Hafta sonu bir kaç kanal da fragmanını, konusunu dinleme fırsatı buldum. Yönetmeni Murat SARAÇOĞLU. ( http://www.muratsaracoglu.tr.cx/ ) Biz ailecek yakınen takip ediyoruz kendilerini. Başarılarının devamını diliyorum. Devamı

Fısıltı..

2008-02-14 10:37:00

  Küçük bir nokta gibi yürürken dünyanın üzerinde, aklında ki olabildiğince özgür düşünceler, dudağındaki mırıltılar halinde dökülen sözcüklere karışıyor… Ve senin o en hassas duyularının kilitlendiği, düğüm düğüm olduğu anlardaki zorluğu, hisleri, nefes verircesine doğallıkla akıtabiliyorsa dışarılara… Ve yürürken mırıldanıyorsan sevdiğin bir şarkı dizesini, ard arda tekrarlıyorsan,  sevdiğinin sevdalının ismini.. Küçük bir nokta gibisindir, Ama büyük bir yürek taşırsın dünyanın üzerinde… AMA Hiçbirini yapamıyorsan, Sadece yürümüş olursun. vv.  ... Devamı

DÜŞÜNGÜ /Özdemir ASAF

2008-02-13 09:54:00

Hepsinin gelmesini bekleme; Bir kişi gelmeyecek. Sen alışmayasın diye, Korkmayasın diye, Düşünesin diye... Kendine yetmen için.. Herkesin kendinden kaçacağı yerlerde Sen kaçmayasın diye. Gelenler gitmeyecekmiş gibi.. Doğumlarda ölümlerde Duyasın diye. Bildiğini bildirmek için Bilmeme'yi öğrenmelisin. Tam kalasın diye. Hepsinin gelmesini bekleme, Sen var olasın diye. Bir kişi gelmeyecek, Sen, bir olasın diye. Devamı

Sitem

2008-02-11 09:55:00

  "..bir minik kuş düşün. Avucunda tutuyorsun ama.. Sarmıyorsun. Hani uçup gitmiyorsa,     ordaki sıcaklığı sevdiğinden. Kalması için sen hiçbir şey yapmıyorsun..." vv Devamı

Soru ?

2008-02-08 11:58:00

  Bir kayanın yanında açan, Alabildiğine doyumsuz manzaraya, Engin denize, sıcak güneşe, Sırtını vermiş Tek bir çiçek olmak mı?   Binlerce çiçek ortasında, Şarkılar söyleyen Karabulutları gören Neşeli bir ot olmak mı Ne dilerdin ?? vv.... Devamı