DOCTYPE html PUBLIC "-//W3C//DTD XHTML 1.0 Transitional//EN" "http://www.w3.org/TR/xhtml1/DTD/xhtml1-transitional.dtd"> GÜLÜMSE



Dilek BURAK “Güneş Öteki Yüzünde Dünyanın"

Sevdiğim, kendime yakın bulmam nedeni ile.."Kitaplardan Kısa Notlar" olarak yayınladığım bir bölümde idi şiirler. Diğer başka yazarlara ait kitaplardan kısa notlarla beraber.

Net'te arama yaptığımda, pek çok yerden okuyabileceğim şiirlerinizden farkı yoktu.

Ve..

"yayınlanmasını istemiyorum, lütfen kaldırabilir misiniz" deseydiniz de, silinirdi o yazılar. Yine de saygı ve sevgi ile..

Vildan.

14.11.2008 | Kategori: Kitaplardan kisa notlar | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Katya'nın Yazı / TREVANİAN



KATYA’NIN YAZI / TREVANİAN

 

Şibumi’yi okuduktan sonra Katya’nın Yazını’da da oku şeklinde ki önerileri göz ardı etmeyerek kitabı aldımJ

Genç bir doktor. Küçük kasaba da kendi romantik hayalleri, düşleri ile yaşayıp giderken..bir gün genç bir bayanla tanışıyor. Ve ardından ailesi. Okurken sade bir dille anlatılanları okuyorsunuz, sadece okudum ben de. Bir Geyşa’nın Anıları’ndan sonra okumak hataydı belki de. Ne çok güçlü karakterler, ne tasvirler…Nasıl bir sona doğru gidildiğini bile gözümde canlandıramadım. Ki mümkün de değilmiş
J

Finali muhteşemdi. Hatta ürkütücü biraz.

Kitabı kapattığımda gözümün önünde terasta oturmuş, saçları parça parça kesili bir Katya vardı. Yaşadığı bedensel acıdan, ruhu ağır yara almış bir kadın.
 http://kitap.antoloji.com/kitap.asp?kitap=168309


Not: Şibumi’yi okuduktan sonra aklımda kalanlar ise..
http://vili.blogcu.com/10124271/

28.7.2008 | Kategori: Kitaplardan kisa notlar | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Bir Geyşanın Anıları / Arthur GOLDEN




Aslında eski bir kitap, eski bir film olmasına rağmen. Bir dönem okuyamama gibi bir iç rahatsızlığım olması nedeni ile etraf yıkılıyoooo J iken, ben ancak okuyabildim.

Çarşamba sabahı, işe gelirken ilk sayfalarını okumaya başladım kitabın. Çok yoksul bir Japon köyü, hasta bir anne, yaşlı bir baba ve iki kız kardeş. Anlatımı o kadar doğaldı ki, benzetmeler, duygular, yerler..bir bir gözümün önünde canlandırarak okudum. Ve bir sonra ki adımda ne olucak, şimdi ne oldu o gri-mavi gözlü küçük kıza diyerek…cumartesi günü kitabı bitirdim.

Gözümde canlandırdıklarımın, filmdekilerle uyuşacak mı heyecanındayım şimdi. Sayuri, ablası (öğretmeni aslında) mameha, balkabağı, çirkin ama desteğini onun üzerinden hiç çekmeyen Nobu ve elbette ki BaşkanJ

 

“….ama şimdi yaşadığımız dünyanın da okyanus dalgaları gibi kalıcı olmadığını biliyorum. Mücadelemiz ve zaferlerimiz ne olursa olsun, onlar için ne denli acılar çekersek çekelim, hepsi kısa süre sonra kağıdın üstündeki mürekkebe damlayan su gibi akıp gidecek..”

 

http://www.altinkitaplar.com.tr/kitap.asp?KitapID=61

21.7.2008 | Kategori: Kitaplardan kisa notlar | Yorum (2) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Kirâze / Solmaz Kâmuran





KİRAZE

 

Yaşadıkları yerden kaçmak zorunda kalan bir Yahudi ailesinin kızı Ester. Sevdiği kişiden ayrılmanın acısını yaşarken, hayat ona bambaşka acılar yaşatıyor. Osmanlı Sarayı’na kadar uzanan bir yaşam. Ve dramatik bir son..

Kanuni Süleyman, Sokullu Mehmet Paşa (ki benim için sadece bir okul adı iken, birden farklı bir kişiliğe büründü J ) aslen Rus olan Kanuni’nin gözdesi Hürrem Sultan, onun oğulları. Murad ve yine bir devşirme olan karısı Safiye Sultan vs.vs.

Eski günleri okumayı sevenler için güzel bir kitap.

21.7.2008 | Kategori: Kitaplardan kisa notlar | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Kitap


 

Bir Aşk Sayfası  / Emile ZOLA

 

Paris’te genç bir anne ve kızı.  Küçük kızın ağır hastalığı ile başlıyor kitap. Annenin yaşadığı korku, yardım bulmak için çırpınışı. Ve o hastalık nedeni ile tanıştığı doktoru sevmekle-sevmemek arasında karasız kalan duyguları..

Evlerinin penceresinden gözüken Paris’in tasvirleri, uzun anlatımlar. Bazen zevkli, bazen takibimi zorlaştıracak kadar sıkıcıydı itiraf ediyorum J

Kitabın sayfalarında ilerledikçe; doktorla-annenin sevgisi ve küçük kızın kıskançlıklarının dozu da artıyor.

Bitişi düşündüğüm gibi değildi..yada olmasını dilediğim gibi J

Bir tavsiye J anne olan duygusal bayanlar, ağlamak için bahane arayanlar kesinlikle okumasın.

http://www.pandora.com.tr/urun.asp?id=126497

 

13.6.2008 | Kategori: Kitaplardan kisa notlar | Yorum (2) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

İnsanlar ve Maskeler / Dr.Halis ÖZGÜ -1-

İnsan olmak, kendisinin ve başkalarının karşısına beğenmediği varlığıyla çıkmağa, kendisinin ve başkalarının karşısında beğenmediği yanlarıyla kaybolmaya çalışmak demektir.

***

İnsan, her yerde kendisini arayan ve bulduğu kendisi karşısında bir yadırgama, yabancılık duygusunu duyan bir varlıktır.

***

Kendimizi kendimize ve başkalarına olduğumuz gibi gösteremeyiz, tanıtamayız.

***

Hepimiz maskeden, maskeli kimselerden nefret ederiz. Kendimizle, gerçek yüzümüzle karşılaştığımıza inanırız. Başkalarının karşısına da gerçek yüzümüzle çıktığımızı düşünürüz.

***

Kendi yabancılığını duymadan kendisine yaklaşamaz. Kendisini biraz inkâr etmeden kendisinin olamaz. Kendisini saklamadan kendisinin ve başkalarının karşısına çıkamaz. Yok olduğu yerde kendisini aramadan varlığına kolay kolay inanamaz.

***

Hiç birimiz biraz önceki kendimiz olamayız. Hiçbirimiz, kendimizin ve başkalarının karşısına her zamanki bir kendimiz olarak çıkamayız. Dün bugünü hazırlar.

***

Derinliğine psikoloji, psikianaliz anlamında dostluk, bir kimsenin kendisinde isteyerek bir başkasını aramasıdır. Bir başkasının kendisiyle bir arada bulunmasına razı göstermesidir. Kendisiyle beraber bir başkasını sevmeğe katlanmasıdır.

***

Dostlarının kusurlarını saklıyanlar, görmemezliğe gelenler, kendilerini sevdirmeğe uğraşanlar arasından seçenler kusurlarının acı sonuçları karşısında en çok onların sevindiklerini görürler ve hayretler içinde kalırlar.

***

Sırf bizim için başkalarını kötülüyenler, sırf başkaları için de bizi kötülüyebilirler.

***

Maskeler ne kadar iyi hazırlanırsa hazırlansınlar, ne kadar iyi uydurulmağa çalışılırsa çalışılsın sakladıkları, gizledikleri şeylerin görünmelerini her zaman ve her yerde tam olarak önleyemezler.

***

Maske, bir gerçeği bir süre gizleyebilir; fakat yok edemez.

***

Bir insan herkes için aynı bir insan değildir. Herkes için ayrı bir insandır.

 

İnsanlar ve Maskeler

Dr.Halis ÖZGÜ

24.3.2008 | Kategori: Kitaplardan kisa notlar | Yorum (7) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

..

 

“İnsanların kim oldukları sadece adlarından mı anlaşılır sanıyorsun? Bakışlarından, yürüyüşünden, görüntüsünden, kullandıkları ses tonundan tanırsın onları.”

Semerkant  AMİN MAALOUF

 

Küçük Not benden : Yada asla tanıyamadığımız...

 

13.3.2008 | Kategori: Kitaplardan kisa notlar | Yorum (2) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Şibumi - TREVANIAN

“Şibumi mi efendim?”

Nicholai bu kelimeyi biliyordu ama, yalnızca bahçelerin düzenlemesine, mimariye ilişkin anlamıyla biliyordu. Azımsanan alçak gönüllü güzellik anlamıyla. “Bu kelimeyi hangi anlamda kullanıyorsunuz efendim?”

“Herhalde belirsiz bir anlamda, üstelik yanlış olarak kullanıyorum. Ya da bana öyle geliyor.

Anlatılmayacak bir niteliği tarif etme çabası. Bildiğin gibi Şibumi, sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Şöyle düşün.

O kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok.

O kadar dokunaklı bir olay ki, güzel olmasına gerek yok.

O kadar gerçek ki, sahici olmasına gerek yok.

Şibumi demek, bilgiden çok anlayış demek.

İfade dolu bir seslik demek.

Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçak gönüllük demek.

Sanatta Şibumi zarif bir basitliği ifade eder. Buna sabi denir. Felsefedeyse kendini wabi olarak gösterir. Büyük bir ruhsal rahatlıktır ama pasiflik değildir. Bir insanın kişiliğindeyse..nasıl söylemeli..Hakimiyet peşinde olmayan otorite mi? Onun gibi bir şey.”

**

“Öğütler ancak öğüt verene yararlıdır. O da, vicdanındaki yükü hafiflettiği için. Sen de eninde sonunda kaderinde yazılı olanları ve yetiştirilişinin seni süreklediği hareketleri yapacaksın. Öğütlerimin senin hayatın üzerinde yaratacağı etki, suya düşen kiraz çiçeğinin nehrin akışı üzerinde yaptığı etkiden fazla olmayacak. “

**

Senin orta düzeydeki kimselere karşı duyduğun aşağılayıcı nefret, onlardaki geniş, kapsamlı kuvveti görmene engel oluyor. Sen kendi parlaklığının orta yerinde dururken, gözlerin öylesine kamaşıyor ki, odanın kuytu, karanlık köşelerini göremiyorsun. Oralarda kalabalıkların, beyinsiz insan kalabalığının ne tehlikeler hazırladığını görecek şekilde gözlerini ayarlıyamıyorsun. Ben sana bunları söylerken bile, sevgili öğrencim, sen kendinden yeteneksiz kişilerin, sayıları ne kadar çok olursa olsun, seni yenebileceklerine inanmakta güçlük çekiyorsun. Oysa biz artık orta düzeydeki insanların çağında yaşıyoruz. Orta düzeydeki insan sıkıcı, renksiz, aptal gibi görünür…Fakat ölümsüz tekdüzeliğine devam eder…hiç bıkmaz, amipler her zaman kaplanlardan çok yaşar. Çünkü durmadan bölünür, yenilenirler. O ölümsüz tekdüzelikleriyle.

**

Kalabalıklar zorbaların en sonuncusu olacaktır.  Kalabalığın çıkardığı gürültü mantıksızdır ama, kulakları sağır edecek kadar güçlüdür. Beyinleri yoksa da, binlerce kolları vardır. Bunlar seni yakalamak, çekmek, aşağıya indirmek ve batırmak için kullanırlar.

**

 Şibumi   -    TREVANIAN

 

Not: Kitapla ilgili  bir yazı.

http://www.pusula.tv/modul_haber/yazi_detayli.asp?yazarID=18

 

4.3.2008 | Kategori: Kitaplardan kisa notlar | Yorum (6) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Genç Kızlar - Montherlant

**

Sevmediklerimin, kendilerine karşı aşksızlığıma bakarak hakkımda karar verenlerin sandığının tersine, sadık bir insanım ben, budalacasına sadığım; sevmediklerime değil, yalnız sevdiklerime budalacasına sadığım.

**

Ah! İnsan bir kez sevdi mi bağlılık çok güç bir şey değildir öyle.

**

Yanıt vermeyince zorlanmayınca rahat ederim ben..Benim istediğim, içimdekileri söylemeden anlaşılmaktadır..

**

Benim acım hiçbir zaman, ölgün, cansız değildir, hemen saldırıya geçer. Acımasız davranışlarımın çoğu, acımın karşı vuruşundan başka bir şey değildir.

**

Biraz sevmek için çok yürek ister!

**

Mutluluğumu almak için başkalarına yapışmak, direnmek neyse ne, ama ben onları mutlu etmeye çalışırken geri itilmek, ah! Böylesi fazla koyardı insana.

**

İnsan, bir şeyler eklemek yada bir şeyler çıkarmak için bir varlık yüzünden yaşamını değiştirmezse, sevemez o varlığı.

**

Yaşamda en büyük acılardan biri de, sevdiğinden fazla sevilmektir. Ya hiç duyulmayan bir sevgiyi var göstermek yada bir takım soğukluklarla, geri çevirmelerle karşısındakini kırmak, üzmek zorunda kalır insan.

**

“Bir kimseyi gereğinden fazla sevmek, o kimseye düzeltilmez bir kötülük etmektir.” Bossuet

**

“Biz insanlar, bizi istediğimizden çok sevenleri sevmeyiz pek, bizden nefret edenleri sevmek eğilimindeyiz.” La Rochefoucauld

**

Sevdiğinden fazla sevilmenin acı olduğunu öyle iyi bilirim ki, sevildiğimden çok sevdiğimi anlar anlamaz hemen kendime dikkat etmeye başlamışımdır. Benim de başıma geldi bu bazen, arzumu kibarlık gereği kabul ettiklerini sezinlediğim de oldu, çok vesveseli görünür, yada soğuk davranırlardı. Böyle zamanlarda çekilir bir insan olabilmek için ne büyük bir çaba harcardım! Yavaş yavaş kedi adımlarıyla ilerlerdim. Gerilemek için, buluşmaların arasını uzatmak için ilk yorgunluk belirtilerini ne büyük bir dikkatle gözlerdim. Söylemek bile fazla, üzülürdüm elbette. Ama bunun zorunlu olduğunu da bilirdim, kendimi kabul ettirmeye çalıştım mı kaybedeceğimi, gereğinden fazla sevmekte haksız olduğumu bilirdim.

**

“kalbim size vereceklerimle apağır”

**

Sevmek bağlar bir insanı, iyilik etmek bağlar. Kimsenin kimseyi yaşamına girmeden, sadaka verir gibi sevmeye hakkı yoktur.

**

Bütün üzüntüsü, bütün heyecanı gözlerindeki sızıda toplanmış gibiydi.

**

Ah! Aramızdaki bu bağ yokluğu! Ya hep bu ham kalan, görüşememiz yüzünden olgunlaşmayan şeyler. Oysa, demiri tavında dövmek gerek. Kapısı açık bir odadan sıcaklık nasıl giderse, bu görüşememede her şeyi alıp götürüyor. Bu kopukluk olduktan sonra ne doğabilir, hatta ne kalabilir aramızda?

**

 

Genç Kızlar Montherlant

 

Not: Kitapla ilgili bir yazı.  http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&haberno=3775

27.2.2008 | Kategori: Kitaplardan kisa notlar | Yorum (3) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Gölgede Kalan Yıllar / ORHAN URAL

**

Bir bakış, sevgi dolu yaklaşım, beklentilerin gergin tıkanıklığını bir anda çözebilirdi.

**

Bakışları düşler ülkesinde gibiydi. Gözlerinde değişik pırıltılarla, kendinden kaçmaya çabalayan bir görüntüdeydi. Açmazların karmaşasını yaşıyordu.

**

Seni aylar sonra yine yüreğimin içine oturttu…

 

**

Bir an, küçük bir an, beklentilerin tersliği, her şeyi alabora edebilir.

**

Dostlukla evliliği ayıran büyük bir çizgi var. Dostluktaki esirgeyici, koruyucu duygunun içeriğinde belirlenmeyen bir özveri yaşıyor. Hoşgörü, dostluğun yapısına sinmiştir. Çatallı bir yol ayrımına varılınca, direnç gösterilmeden dönemeçler aşılmaya çalışılıyor. Evlilikte çoğu kez, yarayı kaşırcasına üstüne üstüne gidiliyor.

**

Evliliğin iki yan içinde bir sığınak olması isteniyorsa, aşk yerini yavaş yavaş dostluğa bırakmalıdır.

**

Herkes kendi doğrusunu, gel geç duyguların ötesinde kesin bir biçimde tanımalı ve ondan sonra vardığı yargıdaki katıkların değişmezliğini içine sindirmeliydi. Kafayı kalın duvarlara vurmanın savruk özgürlüğünü, yada bağımlı tutsaklığını yaşamalıydı.

**

Yumuşak yaklaşımla davransa bile, verdiğini sezdiren bir havadaydı. Kadınsı dostluğun içe sinmeyen, iğreti, batıcı bir yanı vardı. Karşılığı düşünülmeyen yürekten özveriler, katlanmalar söz konusu değildi.

**

Aynı evde iki yabancı bile değillerdi. Öyle olsa birbirini tanıma ve anlama çabaları görülürdü. Artık varlıkları karşılıklı tedirginlik ve gerginlik nedeniydi.

**

Böylesine vurdum duymaz, ilgisiz ve aldırma oluşu, bir bitim noktasına geldiklerinin kanıtı değil miydi?

**

Şiddetli soğuk algınlığına yakalanan biri gibi kırıklık içindeyim. Ayrılış öncesinin ezici ağırlığı şu anda yüreğime çömeldi.

**

Gözlerindeki ağlama tıkanıklığını sezinler gibiydi.

**

Bir sevgi de bütünleşmek, birlikte erimek ve yaşamak güzel şeydi.

**

Suskunlukta doygunluğu yaşamak, güzel ve anlamlıydı.

**

Evet sevgi ülkesine geldiniz. Ne olur gölge de kalan yılları anımsamayın…

19.2.2008 | Kategori: Kitaplardan kisa notlar | Yorum (3) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar |


Get Your Own Player!





Tasarım: Pannasmontata - Uyarlama: Emre Özçelik