DOCTYPE html PUBLIC "-//W3C//DTD XHTML 1.0 Transitional//EN" "http://www.w3.org/TR/xhtml1/DTD/xhtml1-transitional.dtd">
Birkaç gündür blogcu'nun yeni süprizi ile mücadele ediyorum. Yazılan yorumları onaylayamadığım gibi, önceki yazılanlar da gözükmüyor.
Attığım maile genel bir sorun olduğunu, düzeltmeye çalıştıkları şeklinde bir yanıt geldi. Ama yeter 
Eski alışkanlıklar, eski yazılarım derken..bir blog burada, yedeği blogspotta idi.
Artık buraya yazı eklemiyeceğim bilginize..
www.vili-gulumse.blogspot.com 'da olacağım.
Not: Bu şablonumu blogspot'a taşımama yardım etme tekliflerini de geri çevirmem bu arada
vv.
29.8.2008 | Kategori: Benden | Yorum (14) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Emre Aydın'ın bir şarkısı var "ben ordaydımmmm" diye başlayan:) Evet, "biz ordaydık" Mel ve ben..
Salı akşamı artık işyerlerimizin de birbirine yakın olması nedeni ile buluşup, bol dedikodu eşliğinde yemeğimizi yedik. Otobüse kurulup, yine susmamacasına konuşma sözü vermişcesine yola devam ederken..nereye ve niçin gittiğimizi unuttuk sanırım:) Ve Rumeli Hisarı'nın biraz yakınlarında bulduk kendimizi..Sonrası, karanlık sokaklarda kahkahalara eşlik eden gözyaşları eşliğinde bir yürüyüştü :) Hatta yolun yarısında karşılaştığımız "bunlara sorsak mı acaba, soralım mı" derken onların dönüpte "rumeli hisarı'na giden" yolu sormaları bizde ki makaraların iyice salınıp gitmesine neden oldu :))
İlk Bülent Ortaçgil sahnedeydi. Ve ben ilk kez konserde dinledim. Doğal, sempatikti :) Uzun süre gitarları akord etmeye çalıştıysa da, bunu da esprileri ile hoş hale getirdi:) Bir itiraf Fikret Kızılok ile yazdığı, çocuk şarkıları albümü olan Light albümündeki şarkıları dinlerken, birazcık uyukladım:) Mavi kuş, olmalı mı olmamalı mı, bu su hiç durmaz, beni katagorize etme ...güzeldi.
Ezginin Günlüğü ise..
İkinci kez canlı izleme şansım oldu. Hüsnü ARKAN'ın çok içten Mel'in dediği gibi "yaşayarak" şarkıları seslendirmesi oldukça ilginç:) Eylem ATMACA'yı ise bayan olmama rağmen zerafeti, sesinin tonu ile çok beğeniyorum. Sadece Çeyrek cd'lerindeki şarkılardan söylemiş olsalar bile keyifliydi..sevmesen ölürdün sevdin ama yine öldün, martı, eksik bir şey, leyla, hişt, gemi, 1980 vs.vs. çok çok keyifliydi.
15.8.2008 | Kategori: Benden | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

"Boleyn'in Kızı" nı sinemada izledikten sonra, filmin devamı düşüncesi ile kitabı okumaya başladım. Aslında benzer entrikalar, hesaplar içerisinde yaşanan olaylardı okuduğum.
Hannah..Bir yahudi ailenin kızı. Sürekli kaçmak ve dinlerini saklamak zorundalar. Annesinin İspanya'da yakılarak öldürülmüş olması, yüzünde is lekesi var hissini unutturmuyor. Ve bazen içten gelen..sözler dökülüyor ağzından. Ve bunu bilen/anlayan kişiler onu yanlarında tutmak istiyorlar...Babasına matbaa da kitap basımında yardım ettiği bir gün, yanlarına gelen 3 kişi ile hayatı farklı yöne akmaya başlıyor. Kraliçe'nin soytarısı olarak kendi içindekiler ve söylemesi gerekenler arasında ki çelişkiler de buluyor kendini...
Ve tabii Kraliçe olmayı başarabilen Mary, Prenses Elizabeth, sözlüsü Daniel okurken tanıdığım diğer başrol oyuncuları idi aslında:)
Kalın bir kitap olmasına rağmen, tasvirleri ile sıkmayan..gündelik yaşamın içinde imiş gibi hissettiren bir anlatımı var.
http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=W2DFHM6JH5JK89JN29NN
15.8.2008 | Kategori: Benden | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Bir su damlası gibi olmak istiyorum. Bardağın içinden ters çevrilerek, denize bırakılan bir su damlası....sonrası huzur.
vv.
Not1: Velena'nın küçük oyununa eklediğim bir-iki satırdı. Bugün başka bir şey demek gelmedi içimden.
6.8.2008 | Kategori: Benden | Yorum (6) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Dün akşam..
Yemeğimi yerken, cnbc-e dönüşümlü haberleri seyrediyorum. Ergenekon, Akp’nin kapatma davası derken asıl haber Güngören’deki patlamaL
Ölenleri anlatıyor haber spikeri.
Doğumuna 15 gün kalan bir anne…Anne olmamış olanların anlaması mümkün olmayan bir duygudur bu. Çünkü, bebek başlı başına hisseden, annesine ben buradayım diyen bir bireydir, sığınağında. İçim çok acıdı L
Balkondan olayları seyreden 12 yaşında bir kız çocuğu..
Patlama sesinden korkup anneannelerinin elinden kaçan çocuklar..
Bunları dinlerken, aklıma bir önceki akşam geldi. 2 yaşına az kalan minik, fındık kurdu gibi bir kız çocuğu. Oyun oynuyoruz..Yaptığım çok bir şey değil aslında, eğlenmesi için bir-iki çılgınca hareket. Yaşımı onun seviyesine indirmeye çalışarak. Oturduğum için yüzüme uzak. Eğilip dizimden öpüyor beni..Bu kadar saf…bu kadar içten..Oy oyy diyerek yanağından öpüyorum. Buna izin veriyor olması bile güzel. O kadar masumlar ki..
Ağlamak çözüm değilken, gözlerimden yaşların akmasına mani olamıyorum..
Pamuk ipliğine bağlı yaşamak bu mu? Bu kadar mı?
Lanet olsun…lanet olsun…
29.7.2008 | Kategori: Benden | Yorum (3) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Parça parça olabilir mi insan
Un ufak
En ufak
Minik parçalar gibi dağıtabilir mi,
k e n d i n i
zamanı gelince.
Ya koyarken parçaları yerine,
Eksik olanlar ?
vv. Haziran 08
Not: Şiirin dip not kısmında "Yine de Tamamlasakta mı saklasak? vs.vs.gibi kendimle dalga geçme şeklinde devam eden satırlar :) Yoğun istek üzerine çıkartılmıştır 
24.7.2008 | Kategori: Benden | Yorum (5) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
En başından, filmin sonuna kadar tek takıldığım nokta; polisin bu kişileri neden bu kadar aradığının açıklanmamış olması idi. Yada ben anlamadımJ
Oyuncu kadrosu müthişti. Demet AKBAĞ’ı beğendiğim kadar, pısırık-utangaç Altan ERKEKLİ’de çok dikkat çekici idi. Argo, küfür bolca vardı evet ama tam yerinde idi J
Güldüğüm, ağladığım, ağlarken güldüğüm..duygulara hitap eden bir filmdi.
Seyretmek şart J
http://www.ococuklarifilm.com/
http://beyazperde.mynet.com/film/3964
14.6.2008 | Kategori: Benden | Yorum (2) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Bekliyorum....Özlemle bekliyorum...
Artık günleri saymıyorum tek tek, hesabım saatlerle. Özledim diyorum sana, duyuyorsun. Ama anlıyor musun bilmiyorum...Gözlerimi kapatıyorum. Küçük bir dokunuş tene. Yanağa dokunan bir küçük öpücük. Ellerin avuçlarımda....Sadece eller özlenir mi, özlüyorum. Parmaklarımın arasında kayboluşunu...
Burda değilim, orda hiç değil...
Kimseye söylemiyorum, bu içimde. Çok konuşulanlar, söylenenler değerini kaybeder gibi bir düşüncedeyim yine, hâlâ. Bekliyorum...o kadar...
Sarıldığım an dinecek içimdeki yangın biliyorum. Sesini duyduğum an...en güzel şarkı gibi belki..sonra yine bırakmak/özlemek duygusu ile karışık tek tek içime aktarıcam..her anı..gözlerinin en anlamlı bakışını, elinin en güzel dokunuşunu, sesinin en güzel cümlesini...içime yazıcam...hatırlayıp hüzün sarınca, üşütünce...ısınmak için...(14/8/2007)
9.6.2008 | Kategori: Benden | Yorum (14) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Bir süre sadece sizi okuyup, dinliycem.
vv.
22.4.2008 | Kategori: Benden | Yorum (23) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Gün güzel.
Sabah kahvesine (neskahvesine) eşlik eden, bir şarkı tadında…
Güzel bir hafta olsun. Temenni değil ama bu içten bir istek J
Bir ameliyathane kapısında bekleyiş, bir ağlamasını en istemediğinin ağladığını görmek, belki biraz yorgunluk, uykusuzluk, sonrasında sevinç, anlamlı bulduklarının aslında anlamsız olduğu vs.vs.
Farklı bir gözle, farklı bir sözle…Güzel bir hafta olsun J
Akıntıya Karşı (Ezginin Günlüğü)
Uzun bir yol vardı, nehir boyunca
Derin yamaclardan daglara dogru
Bir cocuk bulutlara cıkardı
Gördüğü düşün kanadıyla
Saclarında bir yaz yağmuruydu
Ellerinde nergis kokusu
Dünya inan ki bildiğin gibi değil cocuk
Bir dümensiz sandal, belki oyuncak bir kayık
Leyla sensin, sevdiğin hayal değil cocuk
Eski bir sevdadır akıntıya karsı yolculuk
Geceydi ay vardi, bütün hayatımız
Uzak bir yıldızdan düşmüş gibiydi
Dilimde bir genclik sarkisiyla
Aradım eski hayalleri
Vakitsiz geçip giden trenlerde
Sevgili arkadaş yüzleri
Dünya inan ki bildiğin gibi degil cocuk
Bir dümensiz sandal, belki oyuncak bir kayık
Leyla sensin, sevdiğin hayal değil çocuk
Eski bir sevdadır akıntıya karşı yolculuk
21.4.2008 | Kategori: Benden | Yorum (11) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı