YORUMSUZ KALSIN :)

2008-08-29 09:03:00

Birkaç gündür blogcu'nun yeni süprizi ile mücadele ediyorum. Yazılan yorumları onaylayamadığım gibi, önceki yazılanlar da gözükmüyor.Attığım maile genel bir sorun olduğunu, düzeltmeye çalıştıkları şeklinde bir yanıt geldi. Ama yeter Eski alışkanlıklar, eski yazılarım derken..bir blog burada, yedeği blogspotta idi.Artık buraya yazı eklemiyeceğim bilginize..www.vili-gulumse.blogspot.com 'da olacağım.Not: Bu şablonumu blogspot'a taşımama yardım etme tekliflerini de geri çevirmem bu aradavv. Devamı

Başlangıç..

2008-08-28 10:16:00

Uzandım usulca..Tüm yoklukları koyup yanıbaşıma,Vardıklarımla geldim...***Güneşe dair,bahara dair dedimse umutlar,Yeni bir başlangıç olsun, her son....***Ve,Günümü aydınlatan,İçimi ısıtan,Bir söz olsun,Belki,   sadece benim dudaklarımdan dökülen.vv. 26/05/2008 Devamı

Gülen Şiir..

2008-08-21 12:15:00

Sabah ayazında düş/tün aklıma..Gece uykuya emanet ederken göz kapaklarımı,Kirpiğimin ucundaki incelikten,  düştün belki de. Sen,     uyanırken düş/ündün mü? Sabahlara uyanmak, seninle mi güzel?                                benimle mi güzel? Bir ince belli, büyük bardaktan içerken açık çayımı,Çayıma eşlik eden tatlı kurabiyelerim gibi,İkiye böldüm her ne varsa,Biri senin payındır diyerek. Hasretle yudumladım seni.. Gözlerimi kaparken gördüğümü sandığım,Mavi denizin üzerinde uçan beyaz martı kadar düş/tün..Olsun…Sabahlara uyanmak, seninle mi güzel?                                Benimle mi güzel?Sen sadece ondan haber ver. vv. Ağustos 2008... Devamı

Günün özü..

2008-08-20 14:36:00

Görmeni istediklerini gösteriyorlar, Görüyorsun.Kandırılıyorsun!Görmeni istemediklerini hissediyorsun,Hissettirmiyorsun.Kandırıyorsun! vv. Ağustos 2008 Devamı

Öylesine..

2008-08-19 21:09:00

MARTIHer vapur dumaninin ardina yüregi sicak bir insan sanip takilirken tüyleri islanan bir marti oldugumu hem azarlayan hem de sirtima havlu koyan anneme anlatamam Kanadim kirilsa da konmam deniz kiyisindaki hiçbir caminin minaresine kubbeye tüneyen martilarin keyiflerince uçmalarini bekleyen imam ezani geç okudugu için sürülünce bir dag köyüne Birazcik daha sabredin diyorum eski bir sokagin kivriminda yolun iki ucunu gösteren trafik aynalarina hüzün modeli arabalar kirilmamaniz için örgütleniyor dolmus duraklarinda Denize düsen bir gazetedeki ölüm ilanindan ögrenirim mendirege attigi çakiltasiyla ürken martilarin alkisa benzeyen kanat seslerini selamlayan yasli adamin unutulan bir tiyatrocu oldugunu Gece yarisi söndürülünce isiklarini kuytu bir iskelede ne yaptigini görürüm iki yakasi arasinda Istanbul'un koltuklarinda günboyu kadin kalçalarinin izlerini biriktiren vapurun Yanindan ayrilmam deniz fenerlerinin fotografina benzemeyen heykelleridir çünkü idam sehpasina çikinca asagida asilmasini bekleyenlerin yüreklerindeki sivri kayaliklari isigiyla aydinlatan devrimcinin Uyandiririm çigliklarimla kiyisinda karni aç yatan çocuklari yiyecek aradigim kent çöplügünün ama bir parça olsun koparmam beyazligindan bilirim ki Kiz Kulesi dogum günü pastasidir özgürlügün!...Sunay AKIN... Devamı

Usulca..

2008-08-18 10:36:00

İncindin mi diye sordu?  gözlerinde anlayamamanın verdiği    kederle... Yok dedi usulca,    kendi sesini kendisi bile duyamayarak.. Hüzün gözlerinin bebeğinde parlıyandı...   avuçlarının içinde terleyen,        omuzlarında bir yüktü... Bir anı, bir anına uymayandı... İncindin mi diye sordu?  sesinde saklamaya bile çalışmadığı,         nasıl olur tonu ile ! Yok dedi gülümseyerek.Katmer katmer yayılan,              acıya inat....... vv  23.7.2007... Devamı

Kendim için :)

2008-08-26 09:00:00

ben mi? evet... bir gün çıkıp gideceğim kapıları, evleri, dergileri, hüzünler bırakarak... bir çiçek merhaba diyecek... hoşgeldin diyecek dağ... orman gülümseyecek... anımsayışların, bekleyişlerin, ümitlerin ya da ümitsizliklerin hırsların, yarışların, tasaların kalktığı yerde tam anlatının, salt anlatının kaldığı yerde başlayacak şiir... hiç kimseye seslenmeyen, kendi kendine yeten sadece... kendi mantığı; kendi güzelliği içinde tutarlı... ama halkın yaşantısı girecektir oraya, çünkü yaşayan büyük bir şeydir halk... deniz ve ufuk girecek, karınca yuvaları, gökyüzü, kozalaklar ve kopuk ve artık hasetsiz bir aşk... yani sevişmek denizle, koşulsuz, önyargısız, hesapsız... yani uzanmak ve düşünmek binlerce yıl.. doğan, ölen ve yaşayan şeyleri... doğumu, ölümü ve yaşamayı yani dingin ve büyük olan herşeyi anlatmak... ben mi?evet. çıkıp gideceğim bir gün... tasasız, gözyaşsız, geride birşey bırakmadan ve birşey beklemeden ilerde... sadece yağmur sularından pırıl pırıl bir yürek artık kendi kendinin anlamı ve nedeni olan bir yürekle... Ataol Behramoğlu... Devamı

Ezginin Günlüğü / Bülent ORTAÇGİL

2008-08-15 11:05:00

Emre Aydın'ın bir şarkısı var "ben ordaydımmmm" diye başlayan:) Evet, "biz ordaydık" Mel ve ben..Salı akşamı  artık işyerlerimizin de birbirine yakın olması nedeni ile buluşup, bol dedikodu eşliğinde yemeğimizi yedik. Otobüse kurulup, yine susmamacasına konuşma sözü vermişcesine yola devam ederken..nereye ve niçin gittiğimizi unuttuk sanırım:) Ve Rumeli Hisarı'nın biraz yakınlarında bulduk kendimizi..Sonrası, karanlık sokaklarda kahkahalara eşlik eden gözyaşları eşliğinde bir yürüyüştü :) Hatta yolun yarısında karşılaştığımız "bunlara sorsak mı acaba, soralım mı" derken  onların dönüpte "rumeli hisarı'na giden" yolu sormaları bizde ki makaraların iyice salınıp gitmesine neden oldu :))İlk Bülent Ortaçgil sahnedeydi. Ve ben ilk kez konserde dinledim. Doğal, sempatikti :) Uzun süre gitarları akord etmeye çalıştıysa da, bunu da esprileri ile hoş hale getirdi:) Bir itiraf Fikret Kızılok ile yazdığı, çocuk şarkıları albümü olan Light albümündeki şarkıları dinlerken, birazcık uyukladım:) Mavi kuş, olmalı mı olmamalı mı, bu su hiç durmaz, beni katagorize etme ...güzeldi.Ezginin Günlüğü ise..İkinci kez canlı izleme şansım oldu. Hüsnü ARKAN'ın çok içten Mel'in dediği gibi "yaşayarak" şarkıları seslendirmesi oldukça ilginç:) Eylem ATMACA'yı ise bayan olmama rağmen zerafeti, sesinin tonu ile çok beğeniyorum. Sadece Çeyrek cd'lerindeki şarkılardan söylemiş olsalar bile keyifliydi..sevmesen ölürdün sevdin ama yine öldün, martı, eksik bir şey, leyla, hişt, gemi, 1980 vs.vs. çok çok keyifliydi.... Devamı

Kraliçe'nin Soytarısı / Philippa Gregory

2008-08-15 10:16:00

"Boleyn'in Kızı" nı sinemada izledikten sonra, filmin devamı düşüncesi ile kitabı okumaya başladım.  Aslında benzer entrikalar, hesaplar içerisinde yaşanan olaylardı okuduğum. Hannah..Bir yahudi ailenin kızı. Sürekli kaçmak ve dinlerini saklamak zorundalar. Annesinin İspanya'da yakılarak öldürülmüş olması, yüzünde is lekesi var hissini unutturmuyor.  Ve bazen içten gelen..sözler dökülüyor ağzından. Ve bunu bilen/anlayan kişiler onu yanlarında tutmak istiyorlar...Babasına matbaa da kitap basımında yardım ettiği bir gün, yanlarına gelen 3 kişi ile hayatı farklı yöne akmaya başlıyor. Kraliçe'nin soytarısı olarak kendi içindekiler ve söylemesi gerekenler arasında ki çelişkiler de buluyor kendini...Ve tabii Kraliçe olmayı başarabilen Mary, Prenses Elizabeth, sözlüsü Daniel okurken tanıdığım diğer başrol oyuncuları idi aslında:)Kalın bir kitap olmasına rağmen, tasvirleri ile sıkmayan..gündelik yaşamın içinde imiş gibi hissettiren bir anlatımı var.http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=W2DFHM6JH5JK89JN29NN Devamı

" ah şu papatya falları.."

2008-08-14 09:47:00

Sarı-beyaz bir papatya elimde tuttuğum..Kopartırken beyazlığını..Sorumu bir ben biliyorum,             Bir o…  Kalırken tek sarı nokta elimde.  Cevabı bir o biliyor,             Bir de sen..          vv.13/8 Devamı